Yapay Zeka ile İlgilenenlere Ece Kamar’dan Tavsiyeler

Sözcü Gazetesinden Barış Özkan’ın dünyanın en büyük teknoloji şirketlerinden biri olan Microsoft’un Yapay Zeka Araştırma Birimi’nde Kıdemli Araştırmacı olarak çalışan Ece Kamar’la yapmış olduğu roportaj yapay zeka konusunda kendisi gibi kariyer hedefleyenlere çok güzel tavsiyeler içeriyor.

İşte İzmir’den başlayıp dünya teknolojisine yön veren bir şirkete uzunan o yolculuğun hikayesi..

Kısaca kendinizden bahseder misiniz?

“İsmim Ece Kamar. 1983 yılı İzmir doğumluyum. Şu anda Microsoft Araştırma Birimi’nde Kıdemli Araştırmacı olarak çalışmaktayım. İlkokulu, ortaokulu ve liseyi İzmir’de okuduktan sonra üniversite eğitimi için İstanbul’a geldim ve Sabancı Üniversitesi’nden mezun oldum.  Bilgisayar Birimi ve Mühendisliği bölümünde okurken hocalarımın yardımıyla araştırma ve yapay zekâ dünyasına giriş yaptım. Orada bazı araştırma projeleri üzerinde çalıştım. Özellikle o yıllarda dil işlemi üzerinde çalışmalarda bulundum. Lisans eğitimimi bitirdikten sonra Harvard Üniversitesi’nden doktora tezim için kabul aldım. Orada da daha çok insan-yapay zekâ işbirliği konusu üzerine çalışmalarıma devam ettim. Mezun olduktan sonra da Microsoft’un araştırma biriminde işe başladım. Son 7-8 senedir de Microsoft’ta çalışmaktayım.”

Bize biraz yaptığınız işten bahseder misiniz? 
“Microsoft’un araştırma biriminde çalışıyorum.  Microsoft, dünyada temel bilim olarak bilgisayar bilimine en fazla yatırım yapan şirket. Dünyanın 5-6 farklı ülkesinde araştırma laboratuvarları bulunmakta. Bu laboratuvarlarda a binlerce doktoralı araştırmacı bilgisayar bilimini daha ileri götürmek için, bundan on yıl yirmi yıl sonra gelecek teknolojiler üzerine çalışmakta. Ben de bu araştırmacılardan biri olarak yapay zekâ grubunda çalışıyorum. Tabi böyle bir araştırma grubunun içinde olmanın bize verdiği çok büyük zevkler var. Microsoft bize araştırma konusunda çok büyük bir özgürlük tanıyor. Kendi problemlerimizi kendimiz seçebiliyoruz. Ama aynı zamanda da büyük bir şirkette bulunmaktan kaynaklı şirketin karşılaştığı problemleri görerek gerçek dünyada var olan projeler üzerine araştırma yapma fırsatımız oluyor. İşlerim genelde akademik yönden makaleler basmak, patentler almak ve şirketin stratejisine yön vermek üzerine gidiyor.” 
Amerika’ya gitme kararını nasıl aldınız? 
“Buradaki en önemli faktör Sabancı Üniversitesi’ndeki hocalarım oldu. Bizleri ikinci sınıftan itibaren yapay zekâ konulu projelerin içine kattılar. Ve onlarla beraber yaptığımız araştırmalar sonucunda bu konuda derinleşebileceğimi fark ettim. Doktora programlarına başvurdum. ABD’ye gidiş sürecim böyle oldu. Daha çok yapay zekâ konusunun içine girebilmek için doktora eğitimi almaya karar verdim.”
 
 
Dünyanın en büyük teknoloji şirketlerinden biri olan Microsoft’ta çalışmak nasıl bir duygu?
“Microsoft’ta çalışmanın en büyük avantajlarından bir tanesi teknoloji dünyasının kalbinde yer alabilmek. Microsoft’un projeleri ve ürünleri dünyada milyarlarca insanın eline ulaşabiliyor. Böylece üzerinde çalıştığınız problemlerin, yaptığınız yeniliklerin insanların önüne gelme ihtimali çok fazla. Aynı zamanda da dünyada çok fazla var olan önemli problemler hakkında fikir sahibi olma fırsatımız oluyor. Ya da yönetimle beraber çalışarak yüzbinlerce insanın çalıştığı bir şirketin yönünü etkileyebilecek bir fırsatımız oluyor. Bu bakımdan gerçekten teknoloji dünyasının merkezinde olmanın büyük bir keyfini yaşıyorum Microsoft’ta çalışırken. Araştırmaya bu kadar önem veren bir şirketin içinde olmak da çok güzel. Çünkü özellikle yapay zekâ dünyasında şuan da ürünlere yapay zekâyı koyabilmek için büyük bir var. İnsanlar en kısa sürede yapay zekâ algoritmalarını dünyaya koyabilmek için büyük çaba sarf ediyorlar. Ama yapay zekâ dünyasında karşımıza çıkan uzun vadeli büyük problemler de var. Mesela daha iyi algoritmaları nasıl üretiriz? Yapay zekâ algoritmalarının üretebileceği kötü sonuçları nasıl engelleriz? Bunlar günlük ya da aylık problemler değil. Bunlar yıllarca düşünmeyi, uzun vadede araştırma yapmayı gerektiriyor. Ve Microsoft’un getirdiği güzelliklerden bir tanesi de bize uzun vadeli, düşünme fırsatını vermek.”

ABD’ye gittiğiniz ilk dönemlerde ne gibi zorluklarla karşılaştınız?

 

Sizin ki gibi bir kariyer hedefleyenlere verebileceğiniz tavsiyeler var mı?

“Dünyada insanların kendilerini geliştirmesi için çok önemli kaynaklar var. Ben yapay zekâ alanı için bahsedebilirim. Yapay zekâ dünyasında şu anda bu alan ilginin artmasıyla beraber internet üzerinden ulaşılabilecek çok fazla kaynaklar var. Bu kaynakları kullanarak hem yapay zekâ konusunda daha fazla bilgi sahibi olmak, hem bu problemin derinlerine inebilmek hem de internette bulunan araçları kullanarak bu fikirleri gerçek uygulamalara dönüştürebilmek çok kolay bir hale geldi. Elimizde bu kadar çok fırsat varken şu anda kendimizi ilgili olduğumuz bir alanla ilgili geliştirmemek için hiçbir bahanemiz yok. Benim gençlere ya da bu konuda çalışmak isteyen insanlara tavsiyem internetteki kaynakları kullanarak kendilerini devamlı geliştirmeleri. Ve çevrelerine baktıkları zaman kendilerine hep ‘Ben bu dünyaya nasıl fayda sağlayabilirim? Önümüzdeki hangi problemi benim bakış açım nasıl yenilikler katabilir?’ sorularını her zaman kendilerine sormaları.”

En çok duyduğumuz kehanet! Yapay zekâ insanlığın sonunu getirecek mi?

“Olumlu taraftan bakarsak yapay zekâ sistemleri gerçekten insanlara fayda sağlayabilecek bir seviyeye ulaştı. Biz bu faydaları değişik uygulama alanlarında görmeye başladık. Bu da çok güzel bir şey. Mesela bu görme algoritmaları engelli insanlara yardımda bulunabiliyor. Ya da Skaype Translator gibi uygulamalar benim konuştuğum dili başka bir dile otomatik olarak çevirip benim aynı dili konuşmadığım bir insanla iletişim kurmama yardımcı olabiliyor. Bu yapay zekâ dünyasındaki trendlerin olumlu tarafı.”

“Tabi yapay zekâ sistemlerinin bu tarz işlemlerde başarılı olması insanların kafalarına başka sorular da getiriyor. Mesela yapay zekâ algoritmaları insanların yaptığı her şeyi yapabilecek mi? İnsanlar olarak işlerimizi kaybedecek miyiz? Ya da bazı insanların söylediği gibi yapay zekâ insanlığın sonunu mu getirecek? Benim bu noktadaki görüşüm şu anda yapay zekânın başarı seviyesinin insan seviyesinden çok uzak olduğu. Dünyada yapay zekâ sistemleri insanları yapabildiği bir sürü şeyi hala yapmaktan çok uzak. Mesela yaratıcılık, hayal gücü ya da datanın olmadığı problemleri çözebilme gibi konularda yapay zekâ sistemleri hala çok zayıf. O nedenle uzun vadede yapay zekâ sistemlerinin insanların yerini alması gibi bir şey bence söz konusu değil. Ama bunun yanı sıra tabi ki yapay zekâ sistemleri ile ilgili bazı riskler de var. Mesela kendi kendine giden arabalarla beraber hayatını araba kullanmaktan kazanan insanların işlerine ne olacağı önemli bir soru.”

Türkiye’de yapay zekâ çalışmalarını nasıl değerlendiriyorsunuz?

 
Kaynak: www.sozcu.com.tr

Ece Kamar Kimdir? 

Son dönemlerde Teknoloji devi Microsoft’a yapay zeka algoritmaları ve beyaz saray için rapor hazırlıkları ile gündeme gelen Türk Mühendis Ece Kamar 1983 yılınd İzmir’de dünyaya gelmiştir.

Bornova Anadolu ve İzmir Fen Lisesini tamamlamış ardından Sabancı Üniversitesi Bilgisayar Bilimi ve Mühendisliği Bölümü’nden mezun olmuştur. Mezuniyetin ardından Harvard Üniversitesi Bilgisayar Bilimleri’nde doktora yapmıştır.

Harvard’da Robert L. Wallace Ödül Bursuna ve Microsoft Araştırma Lisansüstü Araştırma Bursu ödülüne layık görülen Ece Kamar günümüzde Redmond’taki Microsoft Araştırmaları bünyesinde Uyarlamalı Sistemler ve Etkileşim grubunda kıdemli araştırmacı olarak görev yapmaktadır.

Makaleleri en saygın zeka yayınlarında 40’tan fazla hakemli dergide yayınlanmıştır. Ayrıca araştırmalarından bazıları patent’li olarak Microsoft ürünlerinde kullanılmıştır.

Bunları da sevebilirsiniz

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

TurkeyEnglish

Contact Us