Yapay Zekâ Çağı

Yapay zekâ insanlığın sonu mu olur bilemeyiz ama gelecekte hepimizi esir alacağı kesin.

Şimdiki yarım akıllı telefonlardan çok daha zeki olacakları düşünüldüğünde, pek çok konuda bizim yerimize karar vereceklerine kesin gözüyle bakılıyor.

Niye? Çünkü hepimiz kolayı seviyoruz!

Hangi okullara gideceğimize, ne yemek yiyeceğimize, nerede tatil yapacağımıza, hangi elbiseyle hangi aksesuarları takacağımıza, hangi mesleği seçeceğimize, hangi hastalıkların riski altında olduğumuza yani hemen her şeye onlar karar verecek.

Şu anda bile nereye, hangi yoldan gideceğimizin rotasını onlar çizmiyor mu?

Tianjin’deki İkinci Dünya Yapay Zekâ Kongresi’nde, insan sesini kusursuzca taklit edebilen, yargıçlara karar aşamasında yardım edebilen, müşterilere denedikleri bir giysinin iyi uyup uymadığını söyleyebilen makineler sergilendi.

Çok yakında, farklı dillerde, farklı lehçelerde hatta kendi ses tonunuzda, sıfır hatayla, simültane çeviriler yapan aletler geliştirilirse, bu da hiç şaşırtıcı olmaz.

Yapay zekânın dünya ekonomisine katkısının 2030 yılında 16 trilyon dolar olacağı dikkate alındığında, bu akıl almaz rekabet, kesinlikle başka çılgınlıkları da beraberinde getirecektir…

Yapay zekâda ABD açık ara önde, Çin ona yetişmeye çalışıyor. Fransa ise Avrupa’nın yapay zekâ merkezi olma yolunda.

Anlayacağınız bu konuda müthiş bir yarış var…

Eğitim ve insanlar bu kadarına hazır mı?

Bilim, Bilişim, Dijital, İnovasyon Çağı derken Yapay Zekâ Çağı geldi, kapımızı çaldı.

Peki, biz buna ne kadar hazırız? Cılız da olsa, bazı girişimler var var ama dünyanın çok gerisindeyiz.

Korkarım, bu konuda da bize yine tüketici rolü verecekler. Onlar üretecek, biz kullanacağız.

Geçenlerde, bir okulumuz Finlandiya’dan yapay zekâlı robot getirmiş. Gelecek yıldan itibaren de okullarında kullanacakmış!

Görünen o ki Finler eğitimdeki başarılarını teknolojide sürdüremiyorlar.

Ürettikleri yazılım çağın çok gerisinde kalmış.

Robotları hâlâ Gangnam Style şarkısıyla, Gangnam dansı yapıyor. Kalabalıklardan hoşlanmıyor. Hızlı düşünüp, hızlı cevap veremiyor.

Amerikalılar ve Çinliler çok yakında Finlere de satacak yapay zekâlı robot geliştirirler.

Anlayacağınız, akıllı teknolojileri alırken de, akıllı olmak gerekiyor…

Peki, biz bu büyük değişimin neresindeyiz?

Devlet ve millet olarak Yapay Zekâ Çağı’na ne kadar hazırız? Daha da önemlisi eğitim ve bilim insanlarımız ile üniversitelerimiz, okullarımız, hastanelerimiz, fabrikalarımız, bankalarımız, kısacası hayatın kendisi, yeni çağa ne kadar kafa yoruyor?

Yeni teknolojiler sınır tanımıyor, rekabet inanılmaz boyutlarda, eskiden yılda bir yeni modeller sergilenirken, şimdi inovasyon hızıyla neredeyse yılda iki üç yeni model piyasaya sürülüyor.

İleri teknolojilere uyum sağlama konusunda inanılmaz derecede becerikli olduğumuz için gençlerimiz açısından sorun yok peki ya yetişkinler? Onlar da bir şekilde alışacaklar, çünkü başka çare yok!

Hız mı, his mi?

Teknolojinin geldiği bu akıl almaz boyutlar, eğitim sistemlerinde de müthiş farkındalıklar getirecek. Roller değişecek ve şu yeni sorulara cevap aranacak:

İnsan odaklı bir eğitim mi yoksa makine ve teknoloji odaklı bir eğitim mi?

İşlem hızı mı önemli yoksa duygular mı?

Öğretmen mi, robot mu?

Kara tahta mı, akıllı tahta mı?

Defter mi, tablet mi?

Kitap mı, dijital mi?

Düşünen mi yoksa senin yerine düşünen mi?

Sokak oyunları mı, dijital oyunlar mı?

Takım sporları mı, ekran sporları mı?..

Abbas Güçlü

Kaynak: www.milliyet.com.tr

Bunları da sevebilirsiniz

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

TurkeyEnglish

Contact Us