Librarianship and Information and Records Management Department at Universities

The American Library Association (ALA) is the oldest and largest library association in the world. Founded on October 6, 1876 during the Centennial Exposition in Philadelphia, the mission of ALA is “to provide leadership for the development, promotion and improvement of library and information services and the profession of librarianship in order to enhance learning and ensure access to information for all.”

İznik, Bursa, Edirne ve İstanbul değerli bilim adamlarının ve önemli eğitim-öğretim kurumlarının dolayısıyla da büyük kütüphanelerin bulunduğu merkezler haline gelmiştir. Osmanlı Devleti’nin bilimsel ve kültürel birikimlerinin depolandığı kütüphanelerin çoğunluğu Osmanlı Devleti’ne 1453 yılından yıkılışına kadar başkentlik yapmış olan İstanbul’da bulunmaktadır. İstanbul bu özelliği ile yalnızca Osmanlı Devleti’nin başkenti değil aynı zamanda birçoğu devlet adamlarının kurmuş olduğu vakıflarda oluşturulan kütüphanelerle de bir bilim ve kültür merkezi olma özelliğini taşımaktaydı.

Osmanlılarda, kütüphaneler hem kültürün bir parçası hem de oluşan kültürü aktaran ve gelişmesini sağlayan kurumlar olarak varlıklarını sürdürmüşler, kuruldukları tarihten itibaren de bilimsel yaşamın en büyük destekçileri olmuşlardır.

Osmanlı Devleti’nde kuruluşundan yıkılışına kadar geçen dönem içerisinde bina ve yerleşim özelliklerine göre farklı özelliklerde kütüphaneler kurulmuştur. Sözü edilen kütüphaneler şu 5 ana tür altında toplanabilir:

• Padişahların şehzadelik ve hükümdarlık dönemlerinde, bulundukları saraylarda kurulmuş özel (kişisel) kütüphaneler,
• Evler, konaklar, odalar vb. yerlerde kişisel amaçla kurulmuş kütüphaneler.
• Cami, medrese, mektep ve dersane gibi çeşitli eğitim-öğretim kurumları içerisinde ya da bu kurumların yakın çevrelerinde kurulmuş kütüphaneler,
• Tekke, zaviye, türbe, hankah, ribat, mescit, dergâh ve mevlevihane gibi eğitim-ibadet kurumları içerisinde ya da çevresinde kurulan kütüphaneler,
• Kendine özgü, bağımsız (müstakil) binaya sahip kütüphaneler 

Bugünkü Millet Kütüphanesi’nin kurucusu Ali Emiri Efendi kişisel gayretleriyle yaklaşık 70.000 civarında yazma ve matbu eski eseri Millet Kütüphanesi’nde muhafaza altına almayı başarmış ve 4 yıl içinde 30.000 eseri tasnif etmiş önemli bir bilim adamı ve kütüphanecidir.

Bilinen en eski Türkçe sözlük olan Divânu Lügati’t-Türk adlı eserin orijinal tek kopyasını bularak kültür hayatına kazandıran kişidir. Otuz yıl kadar Osmanlı Devleti’nin değişik eyaletlerinde memuriyet yapmış ve gittiği yerlerde nadide kitapları toplamıştır. Oluşturduğu büyük kitap koleksiyonunu devlete bağışlayarak İstanbul’daki Feyzullah Efendi Medresesi’nde “Millet Kütüphanesi“ni kuran Ali Emîrî; ömrünün sonuna kadar kütüphanenin idareciliğini yürüttü.

MODERN KÜTÜPHANECİLİK

Çağdaş ve demokratik bir devlet anlayışı ve yaşam biçimine kavuşan ülkede, modern kütüphaneciliğin ilk habercileri olarak kabul edebilecek gelişmelerin en önemlilerinden biri, 3 Mart 1924 tarihinde kabul edilmiş olan, eğitim ve öğretimin birleştirilmesi anlamına gelen Tevhid-i Tedrisat Kanunu’dur. Bu kanun ile o zamana kadar Vakıflara bağlı olan kütüphane ve kitaplar Maarif Vekaleti’ne devrolunmuştur.

Aynı yıllarda Türkiye’deki eğitim sorunlarını incelemek üzere davet edilmiş olan John Dewey, hazırladığı rapor’da; seçilecek birkaç kişinin kütüphanecilik eğitimi için Amerika Birleşik Devletleri’ne gönderilmesini önermiştir. Aynı yıllarda ilk kez, kütüphanecilik eğitimi almak üzere Paris’e gönderilen H. Fehmi Edhem Karatay, bu anlamda modern kütüphaneciliğin Türkiye’deki ilk temsilcisidir.

KARATAY, Fehmi Ethem
(1888-1968)

Paris’te önce daha çok arşivci yetiştirmeyi amaçlayan Ecole des Chartes’te, daha sonra ise Amerikan Kütüphane Derneği tarafından (American Library Association-ALA) açılan Ecole des Bibliothecaires’te öğrenimini tamamlamıştır. Karatay, öğretim süresi bir yıl olan bu okulda kütüphaneciliğin ilk ve temel esaslarını öğrenmiştir.

Karatay, yurda döndüğünde İstanbul Üniversitesi Kütüphanesi’ni kurmuş ve İstanbul kütüphanelerinde çalışan kütüphanecilere yönelik olarak ilk kütüphanecilik kursunu 1925-26 yıllarında açmıştır.

1926 yılında zamanın Maarif Vekaleti Hars Dairesi Müdürü olan Hamit Zübeyr Koşay tarafından hazırlanan ve Maarif Vekaleti’ne sunulan Kütüphanelere Dair başlıklı rapor, Türkiye’de kütüphaneci yetiştirilmesi sorununa değinmesi açısından önemlidir.

Koşay, raporunda; Kütüphanecilik bilimine hakim kütüphaneciler yetiştirilmeden ülkedeki kütüphanelerin düzenlenmesinin mümkün olmadığına, Kütüphanelerin düzenlenmesine ilişkin eserlerin yazılması ve tercüme edilmesi gereğine; Kütüphanecilik kurslarının açılması ve Batı’da olduğu gibi kütüphanecilik biliminin üniversite düzeyinde ele alınmasının önemine dikkat çekmiştir.

1926 yılından 1936 yılına kadar geçen on yıl içinde Türkiye’de kütüphanecilik eğitimi bakımından kayda değer bir gelişmeye rastlanmamaktadır.

Türkiye’de H. Fehmi Edhem Karatay’dan sonra, ikinci kütüphanecilik kursu ise, o yıllarda Leipzig’de Deutshe Buchrei uzmanlarından olan ve Ankara’da Yüksek Ziraat Enstitüsü Kütüphanesi’nin kurulmasıyla görevlendirilen, Dr. Joseph Stummvoll’un, 1936 yılı başlarında Yüksek Ziraat Enstitüsü Kütüphanesi’nde açtığı kurstur. Bu kurs üç ay sürmüş ve kursa 30-40 kişi devam etmiştir.

1939 yılı Türkiye’de kütüphanecilik mesleği açısından önemli bir tarihtir. Kütüphanelere nicelik ve nitelik yönünden yeterli kütüphaneciler yetiştirmek amacı güden bir kanun tasarısı, 1941 yılında İstanbul Üniversitesi Rektörü başkanlığında çalışan bir komisyon tarafından hazırlanarak, Kütüphaneler Müdürlüğü’ne gönderilmiştir. Zamanın Kütüphaneler Müdürü Aziz Berker’in, bu tasarı ve gerekçesi ile ilgili görüşlerini yansıtan 27 Eylül 1941 tarihli yazı, Türkiye’de kütüphanecilik eğitimi tarihinin önemli belgelerinden biridir. Bu yazıda ilk kez Aziz Berker, İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi’ne bağlı bir Kütüphanecilik Enstitüsü’nün kurulmasını önermiştir.

Kısa süreli kursların yanında ülkedeki ilk sürekli ve düzenli kütüphanecilik eğitimi, Adnan Ötüken’in girişimiyle yine kurslar düzeyinde Ankara Üniversitesi çatısı altında 1942 yılında başlamış ve 1952 yılına kadar sürmüştür.

Adnan Ötüken 1935’te kurulmuş olan ve başkanlığını Prof. Helmutt Ritter’in yaptığı Kütüphaneler Tasnif Komisyonu’nda çalışmaktaydı. İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi mezunu olan Ötüken, Prof. Ritter’in önerisiyle kütüphanecilik eğitimi almak üzere Almanya’ya gönderilmiştir.

Milli Kütüphane, 1946 yılında, kuruluş hazırlıkları tamamlandıktan kısa bir süre sonra, Ankara’nın Ulus semtindeki Kedi Seven Sokağında küçük bir büroda hizmet vermeye başladı. Kurucusu Adnan Ötüken ve ilk Genel Müdürü Dr. Müjgan Cunbur‘un çalışmaları ile, Saraçoğlu mahallesindeki ikinci binasına da sığmayacak biçimde gelişti ve 1983 yılında Bahçelievler’deki yeni binasına taşındı.

Müjgan Cunbur, yükseköğrenimini Ankara Üniversitesi Dil ve  Tarih-Coğrafya  Fakültesi Türk Dili ve Edebiyatı Bölümü’nde 1948’de bitirdi. 1952 yılında edebiyat alanında doktora yaptı. Ayrıca 1947-48 yıllarında, yükseköğrenimi sırasında, Adnan Ötüken’in Dil ve Tarih-Coğrafya Fakültesi’nde açtığı Kütüphanecilik Kursu’na katıldı. 1952 yılında da girdiği sınavı kazanarak, Fakültenin kütüphanesinde çalışmaya başladı, 1955’te Millî Kütüphane’ye geçti. Millî Kütüphane’de çeşitli görevlerde çalıştıktan sonra 1965 yılında Millî Kütüphane Genel Müdürü oldu. 

1951 yılında, Milli Eğitim Bakanlığı’nın davetlisi olarak Türkiye’deki kütüphaneleri incelemek üzere Kentucky Üniversitesi’nden Türkiye’ye gelen Dr. Lawrence Sidney Thompson’un Bakanlığa sunduğu Türkiye’de Kütüphaneleri Geliştirme Programı adlı rapor, gerek Türk kütüphanecilik tarihi, gerekse üniversite düzeyinde kütüphanecilik bölümünün kurulmasına gerekçe oluşturması açısından önemlidir. Thompson, sunduğu raporda, iki büyük üniversitenin (İstanbul ve Ankara) birinde veya her ikisinde birer kütüphanecilik okulu kurulmasını önermiştir.

1948 yılında Amerikan Kütüphanesi’nde çalışmak üzere Türkiye’ye glen Emily Dean, 25 Haziran 1951’de Türkiye’deki kütüphanecilik yöntemleri öğretimi üzerine hazırladığı özel raporunda Ankara Üniversitesi’ne yeni bir bölüm eklenmesini önermiştir.

1952 yılında kütüphanecilik eğitiminin önemine inanan birkaç öğretim üyesinin girişim ve çabaları ile Fakülte Profesörler Kurulu, kütüphanecilik derslerinin Türk Dili ve Edebiyatı Kürsüsü’ne bağlıseçmeli” bir ders olarak başlatılmasına karar vermiş ve buna ait yönetmelik, Fakülte Genel Kurulu’nda kabul edilerek Ankara Üniversitesi Senatosu’nun onayı ile yürürlüğe girmiştir.

1953 yılı, Türkiye’deki kütüphanecilik öğretiminin kaderini değiştiren bir yıl olmuştur. Türk Dili ve Edebiyatı Kürsüsü’nün seçmeli bir dersi olarak kabul edilen “kütüphanecilik” dersi ile “Kütüphanecilik Enstitüsü”nün temeli atılmıştır.

1954-55 öğretim yılının ilk sömestresinde, Ankara Üniversitesi Dil ve Tarih-Coğrafya Fakültesi Kütüphanecilik Enstitüsü, Dil ve Tarih-Coğrafya Fakültesi Profesörler Kurulu’nun almış olduğu kararla hazırlanan yönetmelik ve Adnan Ötüken’in verdiği derslerle öğretime başlamıştır.

Öğretim yılının ilk sömestresinde dersler, Adnan Ötüken tarafından verilmiş, ikinci sömestrede Dr. Robert Bingham Downs Kütüphanecilik Enstitüsü’nün ilk profesörü olarak göreve başlamıştır.

Adnan Ötüken (1911-1971)

1954 yılında Fakülte’nin İngiliz Dili ve Edebiyatı Bölümü mezunlarından Füruzan Olşen, Enstitü’nün ilk asistanı, Osman Ersoy, 1955 yılında Enstitü’nün ikinci asistanı olarak alınmıştır. Ankara Üniversitesi Dil ve Tarih-Coğrafya Fakültesi Tarih Bölümü mezunu olan Osman Ersoy Chicago Üniversitesi’nde yüksek lisans yaptıktan sonra 1956’da ülkeye dönerek Kütüphanecilik Enstitüsü’ndeki asistanlık görevine devam etmiştir. Berin U. Yurdadoğ, Ağustos 1955’te Enstitü’nün üçüncü asistanı olarak göreve başlamıştır.

Osman Ersoy (1923-2008)
Berin Yurdadoğ (1928-2019)

1958 yılında Osman Ersoy, “Türkiye’ye matbaanın girişi ve ilk basılan eserler” başlıklı tezi ile ülkemizde alanımızın ilk doktor unvanını almıştır. Aynı yıl Berin U. Yurdadoğ da “Meşrutiyetten bu yana tesis edilen yüksek öğretim müesseselerinden Ankara Üniversitesi, Ankara Orta Doğu Teknik Üniversitesi ve Atatürk Üniversitesi kütüphanelerinin bugünkü durumları ile istikbalde arzetmeleri düşünülen şekil” başlıklı tezi ile doktor unvanını almıştır.

1960 yılında, Türkiye’de ilk kez lise düzeyinde “kütüphanecilik” dersi verilmeye başlanmıştır.

1989 yılında Kütüphanecilik yanında, ilk Anabilim Dalı olarak Arşivcilik, 1990 yılında ise Dokümantasyon ve Enformasyon Anabilim Dalı kurulmuştur.

2002 yılında YÖK Yürütme Kurulu’nun 29/01/2002 tarihli toplantısında, Türkiye’de lisans ve lisansüstü programda kütüphanecilik eğitimi veren Ankara, Hacettepe ve İstanbul Üniversitelerinde uygulanmak üzere, kütüphanecilik bölümlerinin mevcut anabilim dallarının kapatılmasına, anabilim dallarına öğrenci alımının durdurularak Bölüme öğrenci alınmasına ve Bölüm adlarının, 2002-2003 Öğretim Yılı’ndan itibaren, “Bilgi ve Belge Yönetimi Bölümü” olarak değiştirilmesine karar verilmiştir.

(Kütüphaneciliğimize Kanat Gerenler: Ankara Üniversitesi Kütüphanecilik Bölümü’nün Kuruluş Öyküsü.  Fatoş Subaşıoğlu, Oya Gürdal Tamdoğan. 2014)

Library & Information Science Journals

Türk Kütüphaneciliği Dergisi

http://www.tk.org.tr/index.php/TK

Bilgi Dünyası

https://bd.org.tr/index.php/bd

https://www.scimagojr.com/journalrank.php?category=3309

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

TurkeyEnglish

Contact Us