Biography

Bireylerin, bireyler tarafından yapılan ve bireyin hayatını çalışmaları ve fikirleri odağında konu alan bu tanıtım çalışmaları süreç içerisinde biyografi ve bunları yapanlara da biyograf ortak terimleri ile karşılık bulunmuştur.

Romalı biyograf Cornelius Nepos’un (M.Ö. 110-25) günümüze erişen tek eseri olan Romalı kral, komutan/general, hukukçu/politikacı, şair, tarihçi ve filozofların hayat hikâyelerini anlattığı Excellentium Imperatorum Vitae ve Yunanlı tarihçi, deneme yazarı ve biyograf Lucius Mestrius Plutarchus’un (46-119?) soylu/aristokrat 24 Yunanlıyı 24 Romalı ile kişilik özelliklerine göre ahlak çerçevesi üzerinden karşılaştırdığı, dilimize Paralel Yaşamlar olarak çevrilen Lives of the Noble Greeks and Romans – Bíoi Parállēloi isimleriyle bilinen yapıtlarıyla başladığı öngörülen biyografi çalışmaları, tarihsel süreç içerisinde birçok örneğiyle günümüze kadar ulaşmıştır.

Biyografinin gerekliliği, bireyin ortaya koyduğu somut ve/veya soyut kavram ve ürünleri hangi ortam, şart, hal içinde, ne amaçla, ne zaman ve nasıl gerçekleştirdiğinin cevaplanması ile açıklanabilir. Ayrıca bu kavram ve ürünlerin eski ile yeni arasındaki bağlantılarının anlaşılmasına, insanlık tarihi açısından tarihi olarak bakılıp bakılmayacağının sorgulanmasına, bunları üreten bireylerin tarihi birer kişilik olarak değerlendirilip değerlendirilmeyeceğine karar verilmesine de kaynaklık edebilirler. Her ne kadar retrospektif bir kaynak olarak değerlendiriliyor olsa da biyografi, bilimin hemen her alanında kullanılagelmiş, bireylerin soyut ve/veya somut ürünleri bağlamında kurgulanması gelenek haline gelmiş bir çalışma alanıdır.

Tirmizî’nin Hz. Muhammed (s.a.v)’in hayatı ve kişiliğini anlattığı ve üzerine çok sayıda şerh, haşiye ve ihtisar çalışması yapılan eş-Şemâʾilü’n-nebeviyye ve’l-hasâʾilü’l-Mustafaviyye’si, Türkçe siyer eserlerinin önemli örneklerinden olan Mustafâ b. Yûsuf b. Ömer ed-Darîr Erzurûmî’nin Siyeri Nebî’si, Kanûnî Sultan Süleyman döneminin ilk 20 yılını konu alan Bostân Çelebi’nin Süleymân-nâme’si, Osmanlı Tarihi’nde gerçek anlamda ilk tabakât eseri olarak kabul gören Taşköprizâde Ahmed Efendi’nin eş-Şeḳâʾiḳu’n-Nuʿmâniyye fî ʿulemâʾi’d-devleti’lʿOsmâniyye’si, Osmanlı dönemi Anadolu coğrafyasındaki ilk tezkire olarak kabul edilen Sehî Bey’in Hişt Behişt’i ve onun ardılı olan Latifî’nin Tezkiretü’ş-Şuara’sı (1487) bu dönemin biyografik eserlerine örnek olarak verilebilir.

Biyografiler bibliyografya çalışmalarına da yardımcı kaynak olarak kullanılmaya başlamıştır. Bunların ülkemizdeki en bilinen örneği ve otobiyografisi ile kendi hakkında bilgileri de bizlere ileten Kâtip Çelebi’nin Keşfü’z-zünûn ʿan esâmi’l-kütüb ve’l-fünûn (16??) ve Süllemü’l-vüṣûl ilâ ṭabaḳâti’l-füḥûl (16??) adlı eserleridir.

19. yüzyılın ortalarına doğru günümüzde biyografik bilgiye erişimde en çok tercih edilen biyografik eserler olan Who’s Who serileri hazırlanmaya başlamıştır. 1849’da ilk defa yayınlanan Who’s Who türü biyografik danışma kaynakları, günümüzde de genel ve özel coğrafi, kronolojik ve konu sınırlamaları yaparak yayınlanmaya devam etmektedir.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

TurkeyEnglish

Contact Us